20 Nisan 2007 Cuma

Körfez Saldırısı Ve Bozulan Yeni Dünya Düzeni

ABD'nin saldırgan yüzünün en açık biçimde görüldüğü gelişmelerden birisi olan Körfez Krizi 2 Ağustos 1990'da Irak'ın Kuveyt'i işgaliyle başladı. Bu duruma karşı ABD'nin tepkisi sert oldu. Özellikle sosyalist ülkelerin bir bir yıkılmasından güç alan ABD dünyanın tek hakimi haline gelmek istiyordu. Irak'ın Kuveyt'i işgali ve ABD'nin isteklerine rağmen bunu sürdürmesi durumu iyice gerginleştirdi. Irak'ın bu hareketi Ortadoğu'daki petrole dayalı ABD'nin çıkarlarını alt-üst etmişti. En önemlisi ise ABD'ye kafa tutuyorlardı. Bu durum dünyada herşeyi belirleyen tek güç haline gelmek isteyen ABD'nin hesaplarını bozuyordu. Savaş döneminde savaşın amacını söyle belirtmiştik; "(...) Bu savaş, silah ve petrol tekellerinin çıkarlarını koruma savaşıdır. Daha şimdiden halkların nezdinde ABD'nin gerçek amacının Irak'ı Kuveyt'ten çıkarmak olmadığı ortaya çıkmıştır. ABD, dünya egemenliği için kendi tayin ettiği dünya düzenini kabul ettirmek için savaşıyor." (15 Günlük Mücadele Dergisi sayı:13) 17 Ocak 1991'de ABD'nin başını çektiği müttefiklerinin Irak'a yönelik havadan bombalama saldırısı başladı. ABD, Irak'ı "yola getirmek" için günlerce havadan bombardıman yaptı. Irak halkının başına tonlarca bomba yağdırdı. 23 Şubat'ta ise karadan harekata başladı. 26 Şubat'ta Irak'ın Kuveyt'ten çekileceğini açıklamasından sonra savaş geçici olarak bitti. Ancak ABD'nin saldırıları daha sonra da gündeme geldi. Ve bu saldırılar 1999 yılının Ağustos'unda hala sürüyordu. ABD kendince Ortadoğu'da çıban başı olarak gördüğü Irak'ı dize getirinceye kadar da bu saldırılarını sürdürme niyetinde. Körfez Savaşı sırasında ABD emperyalizminin öncülüğünde gerçekleştirilen saldırı vahşet boyutlarındaydı. Savaşın başlatıldığı gece atılan bomba miktarı, Hiroşima'ya atılan atom bombasının tahrip gücüne eşit olan 18 bin ton bombaydı. Bu savaşta her gün 2-3 bin sorti yapan uçaklar, her türlü ölümcül bombayı kullandılar. Emperyalist silah tekellerinin ürettiği silahların çoğu ilk kez Irak halkı üzerinde denendi. Irak'a 6 haftada atılan yarım milyon ton bomba, 2. Emperyalist Paylaşım Savaşı'nda 14 ayda atılan bomba miktarını aşıyordu. Bu kadar bombayla taş üstünde taş bırakmamak, Irak'ı tam anlamıyla yıkarak, istediğini kabul ettirmek istiyordu. ABD'nin katliamcı yüzünü en iyi gösteren gelişmelerden birisi de 14 Şubat'ta gerçekleştirdiği sığınak katliamıydı. Bu katliama ABD'nin yeni kullandığı ve denediği sığınak füzeleri yolaçmıştı. Emperyalizm artık binaları yıkmakla kalmıyor, yeraltı sığınaklarındaki insanları bile katletmeye çalışıyordu. ABD uçaklarının gerçekleştirdiği 14 Şubat sığınak katliamı emperyalizmin gerçek yüzünü gösteriyordu. Bu emperyalizmin gerçekleştirdiği katliamlardan sadece birisiydi. Ama emperyalizm gerçeğini tüm açıklığıyla gözler önüne seriyordu. Yüzbinlerce ton bomba ile taş üstünde taş bırakılmamış şehirler, yanmış yüzlerce kadın, çocuk ve yaşlı cesedi. Emperyalizm buydu işte. Katliamın tanığı olan bir Iraklı karşılaştığı durumu şöyle anlatıyordu; "Bebekleri, o minik cesetleri kollarımda taşıdım. Kadınlar vardı. Yaşlılar vardı. Ve hepsi insandı. Vücutları yanmış kavrulmuş ve delik deşik olmuştu. Komşularım vardı aralarında. Hasan ve yavruları bu ölüm çukurunda can verdi teker teker." Savaşı izleyen savaş muhabirleri ise Irak'ta karşılaştıklarını anlatarak emperyalizmin vahşiliğini en tarafsız haliyle gösteriyorlardı: "Karşılaştığımız manzara korkunçtu. Kömürleşmiş cesetler, ağır yaralı birkaç aylık bebekler, ağlayan insanlar, havaya uçmuş köprüler..." (15 Günlük Mücadele Dergisi, sayı:15) ABD, bu katliamı gerçekleştiren ABD'li komutanları; "Siz dünya tarihinin en başarılı harekatının kalbisiniz" diye övüyor, göklere çıkarıyordu.

0 - YORUM EKLE >>>: